BBN Haber

Dr. Ahmet Öztemel

Ülkemin Üretim Kronolojisi… Nasıl Engellenmişiz?

01.04.2020 00:10
  • E-posta

1923-1950 yılları arasında ülkemde üretilen farklı tip ve modeldeki uçak sayısı 400’e yakın. İlki 1923 yılında Vecihi K-VI.  Vecihi Hürkuş çalışmalarının karşılığını önce cezalandırılıp uçağına el konmasıyla almış. İkinci girişim TOMTAŞ Tayyare ve Motor Türk A.Ş adlı Türk –Alman ortaklığı. Yabancı temsilcilerin baskısı ortaklığı sona erdirir.  Vecihi Hürkuş’un içindeki sevda baskı tanımaz, yeni uçağıyla ülkemden alamadığı sertifikasyonu Çekoslavakya’dan alır. Uçak sanayiinde önder olma fırsatı zamanın bürokratlarının vermediği sertifika yüzünden kaçırılır. Sertifikasyon çalışmalarının yeniden başladığı tarih 2011. Hürkuş, Türk Hava Kurumu adına uçuşlar yapar, kurum bu tanıtımlarla ciddi bağış toplar ancak Hürkuş Van’a sürgünle yolunu ayırmak zorunda kalır. Nuri Demirağ Nu 36 ve 38 adlı uçaklarıyla yolcu taşımacılığı yapar, ancak bir uçuşta Selahattin Alan’ın kaza sonucu ölmesiyle yolu kesilir. Devlet verdiği siparişleri iptal eder, iflasa zorlar. Yurt dışına uçak satma girişimleri yasaklanır, 1940 yılında devlet eliyle batırılır. Türk Hava Kurumu Etimesgut Uçak Fabrikası son başarılı girişimdir, Danimarka’ya ambulans uçak satılır, uçak motoru fabrikası ve rüzgar tüneli yapımları Başbakan Şemsettin Günaltay döneminde durdurulur, rüzgar tünelinin bitmesi 52 yıl sonraya nasip olmuştur, Türk Hava Kurumu fabrikaları önce tekstil makineleri fabrikasına, sonra depoya ve nihayetinde Traktör Fabrikasına dönüştürülür. İthalatçılar ve Marshall’cılar kazanmış, ülkem kaybetmiştir maalesef. Vecihi Hürkuş 1933 yılında günümüzde Howercraft olarak bilinen uçak motorlu su kızağını üretip Deniz Kuvvetleri’ne takdim eder, ilgilenilmez ve sipariş verilmez. Şakir Zümre bir başka kahramandır. İstiklal Savaşı'nın ilk Türk özel ‘uçak bombası’ fabrikasının kurucusudur.  Türk Hava Kuvvetleri'nin ve Türk Kara Kuvvetleri'nin ihtiyacı olan ilk silah ve cephaneler, ilk Türk denizaltı su bombaları Şakir Zümre Fabrikası tarafından üretilir.1937 yılında yurt dışına silah ve cephane ihraç eder. 1949 yılında fabrika malum yardımlar nedeniyle siparişlerinin iptal olmasıyla tarz değiştirir ve soba üretimine geçer.

Türkiye Kağıthanesi Fatih Sultan Mehmet tarafından Fransa’dan da önce Bursa’da kurulmuştur.  İzmir ve İstanbul fabrikalarıyla birlikte Osmanlı’da aktif kağıt sanayii 1. Dünya Savaşı sonrası galip devletler tarafından durdurulmuştur. 1926 yılında Mehmet Ali Kağıtcı yurtdışından aldığı eğitimle ülkemde kağıt sanayi kurma girişiminde bulunur. Çalışmaları iç ve dış etkenlerle baltalanır. Ülkeme kağıt ürünleri satan Kreuger ve Gröl firmaları vazgeçmesi için yüksek maaş ve ithalattan yüzde üç pay önerirler. Kağıtcı’nın çabaları ancak 1936 yılında ilk kağıt fabrikasının kurulmasıyla başarıya ulaşır. Genel Müdürlüğe getirilen Kağıtcı 1941 yılında görevinden alınır. Seka adıyla devam eden kağıt sanayimiz 2000 yılında özelleştirme kapsamına alınır ve özelleştirilirler.

1958 yılında Eskişehir Cer Atölyesi ilk yerli lokomotifi imal etmek için organize edilir ve 1961 yılında 1915 beygir gücünde 97 ton ağırlığında 70 km hız yapabilen ilk Türk buharlı lokomotifi Karakurt üretilir. Ülkemin yabancı ortaksız ilk traktörü Ankara Üniversitesi Zirai Kuvvet Makineleri Kürsüsü’nden Hamit Demirtaş, Süleyman Kadayıfcılar ve Gazanfer Hazardın tarafından üretilen HSG adlı traktördür ancak sadece iki adet üretilebilmiştir.

Anadol markasıyla 1966 yılında ülkemde ilk seri otomobil üretimi yapılmış, 1982 yılına kadar 7 değişik model ve segmentte 90 bini aşkı otomobil üretilmiş; bu arada Ford firmasına teknoloji de satmıştır. Bugün dünyanın beşinci büyük otomotiv üreticisi Hyundai yokken var olan Anadol 1982 yılında Ford Taunus modelinin üretimine başlanmasıyla üretime son verdi. Anadol ilk ralli yarışma ekibiydi aynı zamanda.

Ülkemde üretmek zordur. İç ve dış baltalamalara yenik düşmüştür çoğu zaman. Müfredatımızı hangi eller hazırlıyorsa önce inancımızı yok etmişler. Oysa inanmak başarmanın en önemli parçasıdır.  “Mustafa Kemal’in Uçakları” kitabı yazarı İsmail Yavuz “Utanıyordum, 25 yıllık havacıydım, 1924 yılında Vecihi Hürkuş’un Gaziemir Hava Teknik Okulu’ndan, mezun olduğum, havacılık, başöğretmenlik yaptığım yerden kendi üretimi uçağı uçurduğunu, Vecihi’yi, kendi tarihimizi bilmiyordum. Oysa Amerikalı Wright kardeşlerden, Lockheed kardeşler, Boeing, Douglas, Fransız Bleroit, İngiliz Bristol gibi kişiler ve uçakları bana anlatılmıştı ama Vecihi, Nuri Demirağ, Selahattin Alan, Ali Yıldız’ın yaptıkları uçaklar, kırdıkları rekorlar öğretilmemişti” şeklinde açıklıyor hicranını.  Benzer şekilde tıp eğitiminde Hipokrat anlatılmıştır ama İbn-i Sina, tifüs aşısını bulan ve uygulayan Reşat Rıza ve Tevfik Salim anlatılmamıştır. Üretim mentalitemizde farklı seyretmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Koç distribütörlüğünde ülkeme ithal edilen sıfır kilometre kamyonlar yağ yakmaktadır ancak İngilizler “şimdilik kalın yağ koyun, daha sonra daha iyilerini yapacağız” diyerek üretim ve satışa devam ederken Devrim otomobilleri benzin koymak unutulduğu için üretimden kaldırılmıştır maalesef. Üretimimizi baltalamada siyasi iktidarların önemi pek yok. Durdurtanlar önemli. Gelişmelerin durdurulmasında geçmişte devletimizi yönetenlerin Marshall, Hilts (demiryolunu bırakın, karayolu yapın); Baker (tarıma öncelik verin); Thornburg (demir çelik, uçak ve uçak motor fabrikalarını kapatın, Türkiye’ye ağır sanayi gerekli değil) raporlarını dikkate almaları ve uygulamaları etken olmuştur. Küreselleşme etkisiyle özelleştirmeler gündeme gelmiş ancak özelleşmelerde üretime devam ilk hedef olarak görülmemiştir. Ülkemin ilk özelleşmesi 1985 yılında Sümerbank Iğdır Pamuklu Dokuma Tesisi’nin Aras Tekstil’e satılmasıyla gerçekleşmiştir.

Üretimde milli olmak yetmez, tüketimde de yerli olunmalıdır. Yerli ürünler desteklenmelidir ki daha çok satışla Ar-Ge ve daha iyi teknolojilere ulaşılabilsin. Ankara Ticaret Odası binasında zamanın başkanının “Ostim her şeyi üretebilir, yerli sanayi desteklensin” açıklamalarına karşın asansör ve yürüyen merdivenleri ithal olarak seçilmiş, hatta işletme yabancılara verilmiştir. Ülkemde sanayi envanteri olmaması ve yabancı hayranlığı trajikomik olaylara da neden olabilmektedir. Bursalı bir firma sahibi 2017 yılında İtalya’dan ithal ettiği sanayi makinelerinden söz edince benzer üretimi Bursa’da yapan bir sanayici ürünü görmek ister. Ürün Bursalı firmanın üretip 100 bin euroya ihraç ettiği üründür ve İtalyan markasıyla 400 bin euroya ithal edilmiştir. Markalaşamamanın bedelidir bu.

Bugün dünya gündeminde maalesef pandemi var. Üretim de tüketim de büyük ölçüde ertelendi. Ülkeler artık kendine yetmede daha büyük atılımlar yapmak zorunda kalacak. İnşallah bir an önce sağlıklı yaşama döneriz ve ülkemiz üretimde de tüketimde de yerliliği seçer. Saygılarımla…

Yorumlar

  • Yanar
    02.04.2020 18:46

    Teşekkür ederiz...AKP den hiç bahsedilmemiş... Kapattığı sattığı fabrikalar kimin baskısı kimin menfaati için... Yerli oto denilen propaganda görüntüleri verilen araç nedir gerçekten yerli olabilecek mi? Tatmin olmadık...

    ahmet öztemel
    02.04.2020 19:22

    Sn. Yanar; Teşekkür ederim. 2000 yılından itibaren özelleştirmelerin arttığı bilinen bir gerçeK. Ben üretimlerin nasıl sonlandırıldığını özetledim. Yerli otomobilin ilk üretiminin İtalyan olması moralimi bozmuyor. Hyundai da aynısını yapmış. Ne kadar yerli olacağını yapılacak planlamalar belirleyecek . Umarım bu kez gerçek yerli otomobil üretilir. İmkan verilirse ülkemin bunu geliştirecek insan ve know-how birikimi var bence iş ki güvenilsin.

Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40