BBN Haber

Dr. Ahmet Öztemel

Ülkemin aşı üretim kronolojisi… Nereden nereye?

25.03.2020 00:10
  • E-posta

Aşı, insan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan mikroorganizmaların özel işlemlerden geçirilmesiyle hazırlanan;  sağlam ve risk altındaki kişilere hastalıklardan korunmak amacıyla uygulanan biyolojik maddelerdir. Amaç vücudumuzun savunma mekanizmasının hastalık etkenini tanıması ve karşılaştığında onu yok edecek koruyucu maddeler yani antikorları oluşturup hastalıklara karşı dirençli hale gelmemizdir.

Tarihte ilk aşı uygulaması MÖ 590- Çin’de Sung Hanedanı döneminde çiçek hastalığından korunmak için ciltteki iltihaplı maddelerin sağlıklı kişilerin burnuna verilmesi yoluyla bağışıklık sağlanmasının hedeflenmesidir. 1700’lü yıllarda Edirne’de aşıcı kadınlar benzer yöntemlerle çiçek hastalığı ile mücadelede başarılı olmuşlar ve uygulama İngiliz sefirinin eşi Lady Montagu tarafından Avrupa’ya rapor edilmiştir. 1796-98 Jenner'in çiçek aşısı ilk aşılardan.1885 Pasteur’un kuduz aşısı önemli bir aşama. Pasteur çalışmaları esnasında maddi yardım için dönemin devlet başkanlarından yardım ister. II. Abdülhamit çalışmaların İstanbul’da sürdürülmesi şartıyla yardım teklif eder. Uzlaşı Mecidiye Nişanı ve ciddi maddi yardım karşılığında Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’den Zoeros Paşa, Dr. Hüseyin Remzi ve Veteriner Hüseyin Hüsnü beyin asistan olarak yetiştirilmesi şeklinde sağlanır.1887 İstanbul’da zamanın Kuduz Tedavi Müessesesi dünyanın üçüncü, doğunun ilk kuduz merkezi olarak kurulur. Merkez daha sonra difteri serumu da üretir. 1885’de Osmanlı’da kanunla çiçek aşısı uygulaması dünyada bir ilk. 1892-Bakteriyolojihane kurulur. 1896-Difteri,1897 sığır vebası,1903 kızıl serumları Veteriner Hekim Mustafa Adil ve ekibi tarafından üretilir. 1911’de tifo, 1913 kolera, dizanteri ve veba aşıları üretimi başarılır. Ahmet Refik, Kemal Muhtar, Şerefeddin Mustafa, Mustafa Hilmi, Ahmet Şefik, Nikolaki Mavriadis, Zekai Muammer, Reşat Rıza, Muzaffer, Nikolaki Zuhri, Tevfik Salim... Onlar Kurtuluş Savaşı'na destek veren sayısız özverili hekim ve veteriner hekimden sadece birkaçıdır. Savaş süresince bazıları işgal altındaki İstanbul'dan, ürettikleri aşı ve serumları gizlice Anadolu'ya sevk etmişler, bazıları da bu kurumları Eskişehir, Kırşehir, Afyon, Niğde, Sivas gibi Anadolu'nun farklı kentlerine nakletmiş, hanlarda, hamamlarda, boza şişelerinin içinde aşı ve serum üretmişlerdir. 1920 yılında veba salgını sürmektedir, Mustafa Hilmi Bey Gedikpaşa Hamamı'nda boza şişeleri içinde veba aşısı üretir. 1920-21 yıllarında, İstanbul işgal altında iken üretilen çiçek aşısından Fransız, İngiliz ve Amerikalılara 220 bin doz çiçek aşısı ihraç edilmiştir.

1915 yılında tifüs aşısı Reşat Rıza ve Tevfik Salim tarafından çok zor şartlarda dünyaya kazandırılmıştır. 1. Dünya Savaşı yıllarında Erzurum ve çevresinde şiddetli tifüs vakaları olmuştur. Salgınla mücadelede 125’i hekim 164 sağlık subayı tifüsten kaybedilmiştir. Bu zor durumda bir yerde canlarını kurtarmak için 3. Ordu Sıhhiye reisi Tevfik Salim bey önderliğinde hazırlanan aşı örnekleri beşi doktor dokuz subaya yapılmış, bu şekilde başlayan çalışmalarla aşı elde edilebilmiştir. 23 Nisan- 7 Haziran 1915 tarihleri arasında aşılanan 263 kişiden sadece üçü tifüse yakalanmıştır.

Cumhuriyetimiz kurulduktan sonra da aşı çalışmaları devam etmiştir. Pasteur Enstitüsü eğitimli Zekai Muammer (Tunçman) 1927 yılında Semple tipi Kuduz aşısını üretmiştir. 1928 yılında 1267 sayılı yasa ile Ankara Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü kurulmuş, Sivas ve İstanbul’daki bakteriyolojihane ile Ankara’daki kimyahane bir çatı altında birleştirilmiştir. 1931 Ülkemizde ilk verem aşısı üretilmiş. 1940'lı yıllarda hemen tüm aşıların merkezde üretimine devam edilmiş, 1950’de kalite Dünya Sağlık Örgütü’nce onaylanmıştır. 1959 yılında Dr. Zekai Muammer Tunçman'a Fransız hükümeti tarafından Légion d'honneur nişanı verilmiştir. 1960'lı yıllar 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi yasasının oluşturduğu ortamda, kamu sağlık hizmetlerinin geliştiği yıllardır. Bu dönemde aşı üretiminde kazanılan ivme devam etmiş, 1965'te kuru çiçek aşısı üretilmiş ve ülkemiz, 1960-70'li yıllarda kendine yetecek düzeyde bakteri aşılarını üretir duruma gelmiştir. 1968 yılında Serum Çiftliği kurulmuştur. Burada; tetanoz, gazlı gangren ve difteri antitoksik, kuduz antiviral, şarbon antibakteriyel, akrep antivenom serumları üretilmiştir. Hastalıkların dünya üzerinde yok edilmesi nedeniyle 1971 yılında tifüs ve 1980 yılında çiçek aşılarının üretimine son verilmiştir. 14 Aralık 1983 yılında merkezin adı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı olarak değiştirilmiştir. Daha sonraki yıllarda aşı teknolojisindeki gelişmeler maalesef takip edilmemiş, 1996 yılında DBT ve Semple tipi kuduz aşılarının, 1997 yılında ise BCG aşısının üretimi durdurulmuştur.

2009 yılında beşli karma (DaBT-IPV-Hib), 2011 yılında dörtlü karma (DaBT-IPV) 3 yıllık alımı yapılırken kademeli olarak paketleme ve enjektöre dolum teknolojisi ülkemize getirilmiştir. 2010 yılında zatürre aşısı (KPA-Konjuge Pnömokok) yine 3 yıllık alım garantisi karşılığı paketleme, enjektöre dolum yanında formulasyon teknolojisinin de ülkemize getirilmesi sağlanmıştır. Halen yerli olarak akrep ve yılan antiserumları ve difteri serum üretimi devlet ve özel sektörce yapılmaktadır.

Üretiyorsanız varsınız hele stratejik ürünlerde.  Ülkemin bu salgını bir an önce kontrol altına almasını diliyorum. Bugün uzun yıllar sonra hekimler alkışlanıyor. Lâyıkıyla yapılan her iş kutsaldır. Ülkemin tarihinde nice hakkı ödenmez sağlıkçılarımız var. Hipokrat Tıp Fakültesi eğitimine girmişken tifüs aşısı mucidi hekimlerimiz gibi bunların çoğu da isimsiz kahramanlar olarak kalakalmışlardır. Hepsini yâd ediyorum. Saygıyla.

Yorumlar

  • Yanar
    26.03.2020 19:56

    !980 yıllarda özellikle Anap dönemi ve sonrası ve AKP dönemi ...Kayda değer bir çalışma yok ki...Bahsedilmemiş... Ülkeyi dışa açarken aşıda da diş ülkelerinin insafına bırakılmışız... Şu durumumuza bakın...Utanılacak haldeyiz... Konuyla ilgili Osmanlı ve Cumhuriyet hükümetlerinin başarılarını kaleminizden okumak çok yaralı oldu...Teşekkür edrim.

    ahmet öztemel
    27.03.2020 16:18

    Sn. Yanar; ben teşekkür ederim ilginiz ve katkınız için. Saygıyla

  • Soner Soydan
    26.03.2020 01:34

    Ahmet Bey , çok teşekkür ederim ilgilenerek bilgi verdiğiniz için , sağlıcakla kalın inşallah

    ahmet öztemel
    26.03.2020 12:49

    Sn. Soydan; Ben teşekkür ederim ilginiz için. Sağlıcakla kalın, huzurlu ve mutlu kalın.

  • Soner Soydan
    25.03.2020 00:36

    Ahmet Bey , refik saydam hıfzıssıhha kurumu ne zaman aşı üretimini durdurdu ve ne zaman kapatıldı. Onu anlayamadım yazıdan. 2000 li yıllara kadar gelmişsiniz ama sonrasını yazmamışsınız. Bu konuda bilginiz varsa paylaşabilir misiniz

    ahmet öztemel
    25.03.2020 13:10

    Sn. Soydan; ekleme yapıyorum hoşgörünüzle, merkez artık Bakanlığın Halk Sağlığı Kurumu'na bağlı. Saygıyla

    ahmet öztemel
    25.03.2020 13:09

    Sn. Soydan; çok teşekkür ederim değerli katkınız için. 1997 yılında kuduz aşısının sinir sistemini olumsuz etkileyen eski tip aşı olması kamuoyunda olumsuz tepkilere sebep oldu ve bunun üzerine önce kuduz ve sonra verem aşıları üretimleri de sona erdi Hıfzıssıha biriminde. Bazı serumların üretimi ile ,ithal aşıların pazara sunum hazırlığı işlemleri devam etti. Saygılarımla

Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40