BBN Haber

Hamid Fatih Okutan

Siyonizm ve İslam

28.07.2020 00:10

İslam’ın gücü karşısında emperyalizm ne yapabilirdi sorusundan önce, kendimizi sorgulayalım;

Nerden geldik? Nereye gidiyoruz? Ne bulduk? Neye sahip olduk? Ne gördük, nelerden aldık? Bilgi ve inanç dağarcığına neler doldurduk?

Bütün ömür keseye dünyalık doldurmak için hep çırpındık. İman ve amel kesesini ya tamamen unuttuk ya da sonraya bıraktık. Sanki bir gün için yaşama garantimiz varmış gibiydi. Moderne ve gösterişe odaklanmış bir hayatın esiri olmak için çırpındık durduk.

İslam’a ait ne varsa hayır deyip gönüllerini Allah’a kapatıyorlardı. Modernizme, çılgın batı kültürüne, tüm kapıları açıp, gönülden bağlanıyorlardı. İslam düşüncesi ve sistemini ret ediyor, batının kapitalist, ahlak ve sorumluluk sınırı bilmeyen kültürünü baştacı ediyorlardı.

Hz. Muhammed’e “çöl bedevisi” diyorlardı! Beyaz Amerika’nın ve Kızıl Rusya’nın gönüldaşları oluyorlardı.

Anadolu’mun masum ve temiz neslini, bu çürümüş, kokuşmuş fikirlerin azgın ve Allah’a isyanla dolu sistemlerinin çarkları arasına iteliyorlardı. İşçisi, memuru, polisi, öğrencisi ve esnafı kamplara bölünmüş, çeşitli dernek duvarları arasında birbirine kin ve düşmanlık saçıyorlardı. Her gün onlarca öğrenci ve asker ve polis öldürülüyordu ama kimin yaptığını millet bilmiyordu. Korku ve endişe içinde, ülkenin hali ne olacak diye bekliyorlardı. Ekmek, gaz, şeker, yağ gibi temel maddeler için kuyruklar oluşuyordu.

Dünya siyonizminin, nesillerimize uygulanan projeleri, her geçen gün, biraz daha ağır faturalar ortaya koyuyordu. İslam olmasın da, ne olursa olsun, kimi Lenin, kimi Mao, kimi Fransız ihtilali sonuçları, kimi kapitalizmin pençesinde hayat bulmaya çalışıyordu.

Müslümanlar ise, ezanları değişmiş, Kur'an okuma ve okutması yasaklanmış, camileri ahıra çevrilmiş, Fatih’in Ayasofyası müze yapılmış, mini etek, foter, kültürel değişim gibi Frenk yaşayış tarzı, bir bir uygulanarak, batılı olma dayatması ile karşı karşıya gelmişti.

Lakin; Allah Teala’nın lütfudur, bu uygulama kolay olmayacaktı. Nitekim İslam alimleri ve imanlı fikir adamlarının ortaya koyduğu sessiz direnişi başlamıştı.

Mağaralarda ve çiftliklerde, Kur'an okutmaya, ezanı tekrar aslına değiştirmeye, kendi örf ve adetlerine sımsıkı sarılmaya, İslam kültürünü yaşatmaya azmeden ve gayret gösteren Anadolu Müslümanları, korkmadan, yılmadan, usanmadan mücadele etmeye devam ediyorlardı.

Batının modern ve yumuşak ama aslında çok acımasız, materyaliste ve ahlaksızlık dolu yaşam ve Kültürü karşısında, İslam’ın merhamet ve muhabbet dini olduğunu, nesillere anlatmaya gayret ediyor ve korumaya çalışıyorlardı. Siyonizm’in kıskaca aldığı Anadolu Müslümanları birbirine sarılıyor, bağrından çıkan imanlı gençlere sahip çıkıyor, malı ve canı ile arkalarında duruyor, basamak basamak merdivenleri çıkarak, kendi iradesiyle ülkesini idare etmek için güç kazanmaya çalışıyorlardı. Anadolu’nun, iman dolu, bağrından fışkıran Kur'an nurları, devletin her kademesinde yer alıyor, ülkemin her yerinde ezan sedaları yükseliyor ve İslam’ın yerlerde sürünen başörtüsü, ordu evleri dahil, devletin tüm birimlerinde serbest oluyordu.

“One minute” ile başlayan çıkışı ile Türkiye’m, içinde olduğu vesayet kafesinin çelik çıtalarını bir bir kırıyordu. İHA, SİHA, TİKA gibi onlarca savunma sanayii gücü ile dünya sahnesinde yerini alıyor, gücünü ortaya koyuyordu.

Türkiye’m, saymakla bitiremeyeceğimiz eserleri ve yok edilmek istenen Anadolu İslam kültürü rüzgarı ile, yeniden şahlanıyor ve bu rüzgarla, Ayasofya’nın üzerindeki kara Bizans örtüsünü yeniden kaldırıyordu.

1969’da Konya’dan başlayan, Anadolu İslam rüzgarı, öyle bir şiddetle esiyordu ki, ülkemin üzerindeki vesayet, gözyaşı ve hüzün dolu bulutları, Müslüman Türkiye’nin üzerinden, 15 TEMMUZ direnişi ile, bir bir uzaklaştırıyordu.

Yeri, göğü ve dahi 18 bin alemi yaratan Allah Teala, mağaralarda okutulan Kur'an’ın nurları, yeniden okunmaya başlanan ezan ve Kur'an sedaları, dualara açılan eller ve dökülen göz yaşları hürmetine, ülkemize ve milletimize yardım etmiş, dünya devlerinin acımasız taarruz ve projelerine karşı dim dik durmuş ve bütünlüğünü korumuştur.

Değerli okuyucularım; ne gariptir ki, milletimizin bu manevi gücünü kırmak için, plan ve projeler, içimizdeki gafiller ve hainler sayesinde, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelik emeller hala devam ediyordu.

Ve yine hazin bir durumdur ki, 60’lı yıllardan bugüne, Siyonizm ve uşaklarına karşı elde edilen, demokratik zafer ve kazanımları küçümseyip, itibarsızlaştırma hareketleri ve bölünmelerin başlamış olduğunu görüyoruz. Bu kazanımları ve milli iradeyi küçümseme ve bölünme hareketleri, anlaşılmaz ve itibar görürse, bugüne kadar elde edilen tüm kazanımlar için sil başa dönmek, meş'um ve mel'un zihniyetin tekrar milletimizin ve ülkemizin iman ve inancına musallat olma fırsatını yakalama gücünü elde etme durumuna gelmesi, maazallah olası bir durum olarak ortaya konmaya çalışıyor.

Bu tehlikeler karşısında, milletim Ayasofya’nın açılışında yeniden toplu bir dua etmeli, birlik ve beraberlik için Allah telaya yeniden sığınmayı düşünmelidir. Ve mutlaka birlik ve beraberlik içinde olmalıdır.

Ne mutlu ki Ayasofya açıldı.  86 yıl sonra milli iradenin en önemli kazanımlarından biridir. Milletimize ve İslam alemine hayırlar ve diriliş getirmesini temenni ediyorum. Bu küçümsenmez bir durum ve kazanımdır. Ülkemiz ve milletimiz daha ulvi ve mükemmel hizmetlere layıktır.

Yazımın sonunda, bir ömür Ayasofya’nın açılmasına çalışan, bu günleri bize yaşatan nesiller yetiştiren, merhum hocam Prof.Dr. Necmeddin Erbakan hocamın ruhu şad olsun demeden geçemiyorum.

Muhterem hocam! Keşke sen de görseydin. İşte Müslüman Türkiye’m… İşte Ayasofya… Allahüekber...

İşte yetiştirdiğin nesiller... Allah senden razı olsun.

 

Sağlıcakla, hidayet de kalınız.

Değerli okuyucularım.


Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40

Altın & Döviz