BBN Haber

Serap Taştekin

Osmanlı’da toplumsal dayanışma

06.04.2020 00:10

Toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde, Türk tarihinden alınacak pek çok örnek var. Sadaka taşı, zimem defteri gibi asil ve merhametli sosyal yardımlaşma pratikleri günümüze de örnek olacak değerdedir

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışında olan Osmanlı İmparatorluğu’nda kurumsal yardım organizasyonlarının dışında, Türk kültürünün bir değeri olarak toplumsal yardımlaşma ve bütünleşme kültürü, yazılı olmayan kurallarla etkili bir şekilde yaşatılıyordu.

Dostoyevski’nin “her insan, herkes karşısında, her şeyden sorumludur” söz düşünüldüğünde, toplumsal dayanışma ve yardımseverliğin, öncelikle insan olmanın doğal bir gereği olduğu yadsınamaz. Devletlerin üstlendiği kurumsal yardım organizasyonlarının yanı sıra, kişilerin  topluluk ya da toplum olma kararlılığıyla ilişkili olan toplumsal dayanışma da Türk kültürünün önemli bir unsurudur.

SADAKA TAŞI

Zor zamanlarda kurumsal yardım organizasyonlarının dışında, toplumsal destek Türkler’in kültürleri gereği doğal olarak geliştirdikleri bir yardımlaşmadır. İhtiyaç sahiplerine onları incitmeden, gösteriş yapmadan ulaşarak yardım etme geleneği, geçmişten günümüze taşınan önemli değerlerimizdendir.

Döneminin en büyük medeniyeti olarak bilinen Selçuklular’a kadar uzanan, Osmanlı Devleti döneminde yaygınlaştırılan sadaka taşı Türkler’e özgü bir yardımlaşma örneğiydi. Sadaka taşları sokakların birleştiği noktalarda, tekke, dergah ve zaviye gibi yerlerin yakınlarına konulurdu.  Konya’da da Fettah Camii ve Kürkçü Mescidi’nin yanında iki adet sadaka taşı olduğu bilinir. Pek çok insanın yanından öylesine geçtiği, kiminin üzerine yazı yazıp, kiminin sigara söndürdüğü bu taşların korunması için öncelikle ne olduğunun yeni nesile anlatılması gerekiyor. Sadaka taşlarının, konulduğu mahalleye özgü olduğu bilinir. Tıpkı yardım ettiğinin görülmesini istemeyen yardımseverler gibi, ihtiyaç sahibi olanlar da başka mahallenin sadaka taşından para almayacak kadar ince düşünceliydi.

Sadaka taşları, alan el olmanın incitici tarafını yaşatmamış, kimin kime yardım ettiği asla bilinmemiştir. Sadaka taşlarına madeni paralar konurdu, hatta bazen yanına giyim eşyası ve gıda malzemeleri de bırakılırdı. Sadaka taşları, günümüzde cami çevrelerinde karşımıza çıksa da kendi kültürüne yabancılaşmış toplumun üyeleri ne olduğunu bilmeden yanından çekip gitmektedir.

ZİMEM DEFTERİ

Yine bir yardımlaşma pratiği olarak zimem defterleri de veren elin alan eli görmediği toplumsal dayanışma unsurlarından biriydi. Halk arasında yardımlaşma benimsendiği ölçüde, farklı yöntemler de kendiliğinden gelişmiştir. Osmanlı medeniyetinin yardımlaşma ve dayanışma örneklerinden zimem defteri de yaygın bir uygulamaydı. Zimem defteri, bakkal, manav, kasap gibi esnafın, müşterileri için tuttuğu bir nevi veresiye, borç defteridir. Ramazan ayı gibi yardımlaşma duygusunun güçlü olduğu zamanlarda ekonomik durumu iyi olanlar esnafa gelerek zimem defterindeki borçlardan bir miktar ödemek suretiyle isim sildirirdi. Defterin sayfalarından rasgele açılarak sayfalar koparılıp borçlar ödenir, veren el, alan eli yine görmezdi. Bu yardımlaşma pratiğinde borcu ödenen kimin ödediğini, ödeyen de kimin borcunu ödediğini bilmezdi. Böylece borcu olan fakir de incitilmemiş olurdu.

ASKIDA EKMEK

İtalyanlara ait askıda kahve geleneğinden toplumumuza yerleştiği bilinen askıda ekmek de yine günümüzde de yaşatılan bir toplumsal dayanışma örneğidir. Her ne kadar Avrupalı bir toplumdan örnek alınmış olsa da, yine Türk yardımseverliğinin süzgecinden geçerek, Türk toplumunda zaruri ihtiyaç olarak sayılmayan kahveden, evde olmazsa olmaz bildiğimiz ekmeğe uyarlanarak daha etkili bir yardımlaşma unsuruna dönüştürülmüştür. Askıda ekmek örneği, özellikle küçük esnafın farklı faaliyet türlerinde de halen yaygın olarak yaşatılmaktadır.

TESHİLAT SANDIĞI              

Teshilat Sandığı da devlet eliyle organize edilen bir yardım çeşidiydi. Tanzimat döneminde memurlar için nakdi maaş sistemine geçildi ve bir müddet sonra maaşların zamanında ödenmesinde sorunlar yaşanmaya başlandı. Sultan II. Abdülhamid, 1880 tarihli Maeşet Kararnamesi ile memurların maaşlarını yaklaşık yarı yarıya indirilmesini sağlamıştı. Örnek olarak 8000 kuruş olan Adliye Nezareti mektupçusunun maaşı 3500 kuruş olmuştu.

Maaşlarını alamayan memurlardan bazıları işlerini terk etmişti. Paris Sefareti, 3 Temmuz 1902 tarihli yazısında ödenemeyen maaşlarından dolayı sefalet içinde oldukları ve devletin şanına yakışmayan bu durumun bir an önce düzeltilmesi istenmekteydi.

Bâb-ı âli Teshîlât Sandığı, ilk etapta ödenemeyen memurun maaşının verilmesi amacıyla kuruldu ve ilk sermayesini Sultan II. Abdülhamid, Hazine-i Hassa’dan, yani padişahın ihsanı olan iki bin adet Osmanlı yüzlük altından verdi. Kurulacak fabrikalar, sanayihaneler ve imtiyaz ile ihale olunacak madenlerin ruhsatnamelerinin verilmesi sırasında büyüklük ve önemine göre bir defa olmak üzere yirmi adet Osmanlı yüzlük altınından elli Osmanlı yüzlük altınına kadar Teshilat Sandığı harcı olarak alındı. Arşiv belgelerindeki ihale mukavelename ve şartnamelerinde farklı zamanlarda farklı konularda işletilen ianeler için harç alındığı görülür. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra Teshîlât Sandığı harcı da 22 Kasım 1909 tarihinde kaldırıldı.  

İANE

Gönüllü yardım faaliyetlerini ifade eden kavramlardan biri de “iane”dir. Yangın, deprem, sel veya kıtlık gibi afetlerin ardından “iane komisyonları” oluşturulur ve bu komisyonların halkın katılımını sağlayacak iane kampanyaları düzenlerdi. Kampanyaları yerel yönetimler de örgütleyebiliyordu.

Tanzimat dönemindeki reformlar için “iâne-i umûmiyye” adıyla halkın yardımına başvurulmuştu. Sultan Abdülmecid döneminde 1851 yılında Meclis-i Müfrez adıyla kurulan geçici komisyon toplanacak yardım miktarını, toplama şeklini ve toplanacak meblağın amacına uygun olarak harcama esaslarını belirlemişti. İstanbul halkının ek yardımlarıyla beklenen meblağ toplanmış ve bunun bir kısmı kaimenin önemli bir bölümünün piyasadan çekilmesinde ve bir kısmı da bu sırada çıkan Cidde ve Şam olaylarının bastırılmasında kullanılmıştır. Bir süre sonra kâğıt para çıkarılmasına rağmen savaş masrafları yine karşılanamayınca tekrar halkın yardımına başvuruldu. Bu defa iânenin kapsamına sadece yaşları on beşin üstünde olan erkekler dahil edildi. İane kapsamına girenler, bir defaya mahsus olmak üzere makbuz karşılığında onar veya malî gücüne göre yirmişer kuruş vermekle yükümlü tutulmuşlardı.

1894’te meydana gelen büyük İstanbul depreminin hasarını onarmak için dönemin padişahı II. Abdülhamid’in başkanlığında 6 Muharrem 1312 (10 Temmuz 1894) tarihinde şehremaneti bünyesinde İâne-i Musâbîn Komisyonu kurulmuştur. Komisyonun başlıca görevi makbuz karşılığında yurt içinden ve yurt dışından yardım toplamak, bunları muhtaç kimselere dağıtmaktı. Komisyon, beklenen yardımı kısa sürede toplayıp, depremin yaralarını bir nebze de olsa sarmıştır.

Türk halk kültürünün temelinde var olan toplumsal dayanışma, Anadolu topraklarında Selçuklular devrinden sonra Osmanlılara zenginleşerek geçmiştir. Türk halkı, toplumun zor durumda olan hiçbir ferdine kayıtsız kalmamıştır.

Konya’da da Fettah Camii ve Kürkçü Mescidi’nin yanında iki adet sadaka taşı bulunmaktadır. Yanından fark etmeden geçtiğimiz bu taşlarda yüz yıllar önce veren el, alan eli görmeden muazam bir toplumsal dayanışma örneği sergileniyordu.

Üsküdar’daki İmrahor Camii önünde bulunan kırmızı granitten sadaka taşı, belediye tarafından korunmaya alınmıştır.

Geçmişin asaleti ve merhametini içinde saklayan sadaka taşları, ne yazık ki günümüzde çöplük ve izmaritlik gibi kullanılmakta.

Müdafaa-i Milliye Cemiyeti’nin kullandığı bir iane makbuzu. (Nizamettin Neftçi özel arşivi).

Yorumlar

  • Yanar
    07.04.2020 23:41

    Güzel uygulamalar... Lakin devlet mekanizmasının iyiişlemediğinin de göstergesi....Yönetim borç alarak Dolmabahçe Yıldız saraylarını yaparken halk sefil ve çaresiz... Yükselme döneminde Topkaoı dediğimiz sadece adı saray olan basit merkezle dünyaya yön verirken Saraylara taşınan padişahlar döneminde itibarsız ve refahtan uzağız... Şu andaki Beştepe Ahlat saray politikamız da yanlış....

Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40