BBN Haber

Celil Çalış

Kurban Bayramı; Adanmışlık, Paylaşım ve Hayvancılığın Harmanıdır

30.07.2020 00:10
  • E-posta

Kurban kesme ibadeti, Müslümanların Allah (cc) için kurban kestikleri, Allah’a (cc) teslimiyetin, adanmışlığın, şükrün ve olmayanla paylaşmanın verdiği mutluluk nedeniyle bayrama dönüştürdükleri bir dini vecibedir. Bu vecibe sayesinde olmayanla paylaşılır, olana ikram edilerek dostluk-kardeşlikler pekiştirilir. Bu ibadet malum olduğu üzere, Hz. İbrahim’in (a.s) bir oğlu olması durumunda, O’nu Allah’a (cc) kurban edeceği vaadi ile ortaya çıkmıştır. Sözünde durma adına oğlu İsmail’i (a.s) kurban etmeye karar verir. İbrahim (a.s) vaadinde durmanın, İsmail (a.s) teslimiyetin sembolüdür. Cenab-ı Hak onların bu dürüstlüğü ve teslimiyetine karşılık, bir koç göndererek onları sıkıntıdan kurtarmıştır. O gün bu gün inananlar; koyun, keçi, sığır, deve gibi çift tırnaklı ve aynı zamanda geviş getiren hayvanlardan kurban keserler ve kurban etinin üçte birini aile efradına ayırırlar, üçte birini fakirlere dağıtırlar ve üçte birini de misafirlere ikram ederler. Bunun dışında tamamını dağıtma şeklinde uygulamalar kurbanı kesenin kendi tasarrufudur. Ancak asgari şartlar yukarıda ifade edilen üçte birler kuralıdır. Buraya kadar kurbanın manası ve paylaşımını ifade etmeye çalıştık.

Kültürel  Yozlaşma; Bir milletin kültürel değerlerini kaybetmesi, aslından uzaklaşmasıdır. İnsanların kendi kültürlerini hiçe sayarak başka kültürlerden etkilenme durumu olarak tarif ediliyor.

Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde oluşan bütün maddi ve manevi değerleri, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütününe kültür denir. İşte bu değerlerin ve araçların kaybedilmesi ya da bunların yerine yeni ve yabancı unsurların katılması süreci kültürel yozlaşmaya hız veriyor. Sosyolojik olarak kültür; bizi saran, geçmişte yaşayan insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Bu mirasın kaybedilmesi yozlaşma nedenidir. Dini bayramların son zamanlarda özünden uzaklaşıp tatile dönüştürülmeye başlandığını üzülerek görmekteyiz. Bu bir kültür yozlaşmasıdır.

Gelelim Türkiye’de kesilen kurbanlık hayvanlara. Türkiye’de her yıl bir milyona yakın büyükbaş ve üç milyona yakın da küçükbaş hayvan kurban edilmektedir. Büyükbaş hayvanlar azami yedi kişiyle ortak kesilebildiğinden tahminen 6-7 milyon hisse yani 6-7 milyon büyükbaş ortağı kurban kesme mükellefi vardır. Buna küçükbaş kesen mükellefleri de dahil ettiğimizde tahminen 9-10 milyona yakın mükellefin varlığından söz edilebilir. Ortalama bir hissenin 25-30 kg olduğu kabul edilirse, 250- 300 bin ton karkas elde edildiği sonucuna varılabilir. Bunun üçte birinin dağıtıldığı varsayıldığında 100 bin ton karkasın dağıtıldığı düşünülebilir. Türkiye’de 2019 sayımına göre nüfus 82 milyondur. Bir ailedeki ortalama fert sayısının beş olduğu kabul edilirse 16.4 milyon aileden söz etmek mümkündür. Biraz önce yapılan hesaplamada 9-10 milyon hisseden bahsetmiştik. Buna göre 6-7 milyon insanımız ya da aile kurban kesememektedir. Buna göre üçte biri kesmeyenlere dağıtılmış olsa aile başına 10 kg, her ailenin beş kişiden oluştuğu varsayıldığında kişi başına 2 kg karkas kurban eti düşmektedir. Durumu iyi olan ailelerin hepsini veya üçte ikisini dağıtmak, belki de yılda bir kere et gören fakirin 2 kg değil de daha fazlasına sahip olmasına katkı sağlayabilir. Durumu iyi olanların veya zenginlerin bu kutsal ibadette bir yerine birkaç kurban keserek, bayramda kesime müsaade edilen üç günü, sevap hazinesi zaviyesinden fırsata çevirmeleri mümkün olabilir.

Dini vecibe paylaşma duygusunun hazzı yanında Kurban Bayramı'na önceden yapılan hazırlık, üretim penceresinden baktığımızda “Kurban Bayramı; Hayvancılığın Harmanı” sloganı gerçek bir tanımlama olacaktır.

Öte yandan yakın zamana kadar yurtdışından kurbanlık hayvan ithali gerçekleştirildi. Bu ülke adına üzücü bir durumdu. Bu dönem hayvancılığın dip yaptığı, yetiştiricilerin bu işten ellerini çektikleri bir dönemdi. Neyse ki, hatayı anlayan sorumluluk sahipleri “hatadan dönmek fazilettir” düsturundan hareketle, hayvancılığı istenen sevide olmasa da destekleme kararı aldı ve durum nispeten normale döndü. En azından 2020 yılında kurbanlık ithalatı gündeme gelmedi, darısı önümüzdeki yılların başına. Türkiye’nin hem kurbanlık hayvan hem de kırmızı et ihtiyacı ülke içerisindeki kaynaklardan karşılanabilir. Yeter ki hedefler doğru konsun, yetiştiriciler doğru desteklensin.

İnsanımızın et tüketimini kurban etine göre değerlendirmek tarım kültürü üst seviyede olan hem de hayvancılığın Türk milletinin geleneğinde olduğunu ortaya koyarsak kültürümüze ve geleneklerimize saygısızlık yapmış oluruz. Türkiye’nin hedefi kişi başı 12-13 kg olan kırmızı et tüketimimizi önümüzdeki beş yıllık sürede iki katına çıkarmak ve gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaştırmak olmalıdır. Bunun yolu yurtdışından hayvan ithal etmek değil, ülke içi kaynakları ve potansiyeli harekete geçirmekle olur. Yetiştiricilerimiz et üretimini ne kadar ucuza mal ederse, et tüketimi de o kadar ucuz olacaktır. Geleceğimizin teminatı insanımızın bedenen ve zihnen sağlıklı, ülkesine ve milletine faydalı nesillerin yetişmesinin yolu, yeterli - dengeli beslenme ve özellikle hayvansal kökenli protein tüketimine bağlıdır. Kurban buna önemli bir vesiledir.

“Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.” (el-En’âm, 79) diye dua ederek kesiyoruz kurbanımızı.

Allaha adanmışlığın, şükrün ve paylaşmanın hayatımızın her noktasına ve tüm zamanlarında hissedilmesine vesile olması dileğiyle Kurban Bayramı'mız mübarek olsun.

#topragınadamı


Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40