BBN Haber

Tarkan Büyükoktar

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…

30.03.2020 00:10

Hepimizin gündemi ortak, hepimizin gündemi derdi aynı…

Sporcusundan siyasetçisine, işçisinden fabrikatörüne, gazetecisinden avukatına…

Hepimiz bu kara günlerin geçmesini bekliyoruz.

Umarım korkulan olmaz ve İtalya gibi, İspanya gibi olmayız… Zira tablo her geçen gün bizleri biraz daha karamsarlığa itiyor.

Neden karamsarlığa itiyor, çünkü süreç yeterince şeffaf değil, bakana toplantılarda sorulan can alıcı sorular deyim yerindeyse geçiştiriliyor.

Halk testlerin yaygınlaşmasını istiyor, her yerde yapılabilmesini istiyor. Testlerin sonuçlarının gerçek olarak açıklanmasını bekliyor. Test sonuçlarının özellikle geç açıklandığı gibi bilgiler dolaşırken sağlık bakanına düşen tabi ona düşüyorsa en şeffaf haliyle süreci yönetmektir. Sürecin başında her ne kadar övgülere mazhar olmuşsa da Sayın Bakan son günlerde gerek yaptığı açıklamaların yetersizliği ve gerekse can alıcı sorular karşısındaki geçiştirmeci üslubu sebebiyle artık oluşan güveni yitirmektedir.

Sayın bakanın bu tarzı ve toplantılarda sürekli teşekkür etmesi açıkçası her açıklamayı büyük bir heyecan ve umutla bekleyen bizleri hayal kırıklığına uğratmaktadır.

Halkın teması en aza indirmesi istenirken sokağa çıkma yasağı neden getirilmemektedir? Ekonomimiz bunu kaldıramıyorsa biz nasıl dünya devi ve ekonomik açıdan örnek alınan bir ülkeyiz?

Sokağa çıkma yasağını yavaş yavaş getirme mantığı gözlemlenirken, ulaştırma bakanının görevden alınması, valilere tam yetki verilmesi, bilim kurulu dayanak alınarak yapılan açıklamalar ve geçmişe baktığımız zaman ilerleyen süreç içinde günah keçilerinin kim olacağını ortaya koymaktadır.

Ücretli çalışanlar ücretsiz izne ayrılarak mağdur edilmektedir. Ancak hükümetimizin hala neden bu yönde bir adım atmadığı anlaşılamamaktadır.

Yine halkımız can derdindeyken, geçim sıkıntısı içerisindeyken, tüm sektörlerde adeta hayat durmuşken siyasal iktidarın hala ısrarla yangından mal kaçırırcasına Kanal İstanbul ihalesi yapması veya tüm camiler kapalıyken bir camiyi istisna tutup VIP ibadet yaptırılması anlaşılamamıştır.

Bu olay bana Çernobil faciasında çayda sorun yok mesajı vermek için basın toplantısında çay içen bakan Cahit Aral’ı hatırlattı… Camilerde VIP ibadet uygulaması yapan diyanetin sokağa çıkan ve mahallesindeki camiye gitmeye çalışan sade vatandaşa söyleyecek sözü yoktur.

Ülkemiz her ne kadar önünde önemli bir fırsat varsa da bunu kaçırmış, zamanı iyi değerlendirememiş ve gerekli önlemleri gerektiği şekilde alamamıştır.

Sözgelimi bizim karantinaya almaya çalıştığımız umreciler son umrecilerdi. Böyle bir salgının varlığı bilinirken karantina tedbirlerinin alınması için son umreci gruba kadar beklenilmesi ancak basiretsizlik olarak açıklanabilecek bir durumdur.

Bu salgın 2019 yılı sonlarında ortaya çıkmışken biz neden önlem almadık, bunların cevabı emeklilere ödenecek ikramiyede veya kolay kredi vererek göz boyamada değildir. Bunun cevabı şeffaf devlet şeffaf yönetim ilkesi gereğince bizi yönetenlerin, sorumluluk makamında oturanların ve böylesine sıkıntılı günlerde bile ihale yapabilecek kadar ahmaklaşanlardadır.

Kim ne derse desin, ülke olarak bu süreçte sınıfta kaldık…

Yanlıştan ne kadar çabuk dönülse kardır ve sosyal bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal iktidarının derhal olmak kaydıyla şeffaf bir yönetim anlayışıyla hareket eder…

Yapılabilecek o kadar çok şey var ki… Yeter ki istensin…

Halkı süreçle ilgili şeffaf bir şekilde bilgilendirilebilir…

Ücretli izin konusunda gerekli destek verilebilir…

İşimize gelmediği zaman dövdüğümüz(!), şiddet uyguladığımız(!) işimize geldiği zaman olanca ikiyüzlülüğümüzle camlarda alkışladığımız sağlık çalışanlarına gerekli olan ve istedikleri teknik imkanlar verilebilir.

Bağ-kur ve işveren sigortası primleri konusunda çalışanları, esnafları ve işverenleri yeniden umutlandıracak adımlar atılabilir…

Sokağa çıkma yasağı ilan edilebilir… Çünkü bizim insanlarımız ne yazık ki evde kalmıyor…

Kimi can sıkıntısından… Kimi ekmek kaygısından…

İşte sosyal devlet olgusu da bu noktada kendini gösterecektir…

Çünkü devlet insan için vardır. İnsanı yaşatmak devletin görevidir…

Şeyh Edebali’inin Osman Gazi’ye söylediği gibi…

“Ey oğul… İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…”

Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40