BBN Haber

Esin Deniz Bildirici

İçimizi kemiren o duygu

29.05.2020 00:10

Korku genel itibariyle gerçek bir tehlike ya da tehlike olasılığının, düşüncesinin uyandırdığı kaygı duygusu olarak tanımlanır. Ama korku deyince bizim aklımıza ne geliyor? O kedi gibi nereye gittiğimizi bilmeden dolandığımız tedirgin hallerimiz, her saniyemizi, “Acaba şimdi ne olacak? Ne yapmalıyım?” diye geçirmelerimiz, sürekli istenmeyen şeylerden kaçmamız, her şeye ve herkese kuşkuyla bakmamız… Hiçbir şey, korkudan daha korkunç değildir. Şimdi dönüp bakınca çocukluğumuzdan beri nelerden ürkeriz?

Belki çocukça yaptığımız küçük hırsızlıklar ortaya çıkacak diye, belki sinirlenip vurduğumuz arkadaşımız annesine söyleyecek de başımız derde girecek diye… Biraz daha büyüdüğümüzde korkularımız da bizimle büyür. Sınavlardan, okuldan, öğretmenlerden korkarız. Sevilmemekten, kabul edilmemekten korkarız. Aklımızda hep güvensiz kaygı dolu sorular vardır. Sevgilim beni aldatıyor mu? Arkadaşlarım sırlarımı başkalarına anlatacak mı? Bu durumlarda korku bizi hapishanesine mahkûm eder. Okuduğum kitap ‘korku’ tam da bunu anlatıyor aslında. Sanki herkes bize şantaj yapacak, herkes kuyumuzu kazacak gibi gelir. Düşündükçe daha çok içine çekiliriz ve bu kısır döngü haline devam eder. Böyle durumlarda kan basıncı artar, damarlar genişler ve gözbebeklerimiz büyür. Boğuluyor gibi hissetsek bile kimse sesimizi duymaz. (Zweig, 1925)

Aslında, korku cezadan çok daha ağır bir yüktür. Onu taşımak bizi ölüme bile götürebilir. Peki, neden içimiz içimizi yerken itiraf edip cezamızı çekmiyoruz? İnsanoğlu neden hep kaçabildiği kadar kaçmayı tercih ediyor? Belki de karşısındaki insanı kaybetmekten korkuyor veya sonuçlarıyla yüzleşmeye cesareti olmuyor... Kaçarak rahatladığımızı sanırız ama bulduğumuz her yalan sakinleştirici gibi bizi birkaç saat idare eder. Sonra yine aynı ruh haline döneriz. Bunu kendi hayatımda da çokça gözlemledim. Şu an birçoğundan arınmış olsam da eski halime dönüp baktığımda fark ettim ki ne kadar korkardım. Fakat öyle cinden periden korkan bir çocuk değildim. Karanlıktan, yalnız başıma uyumaktan korkmazdım. Matematikten korkardım mesela, öğretmenimden korkardım. Tahtaya kalkmamak için ben de kaçabildiğim kadar kaçardım bir kere çıkıp o duyguyla yüzleşmek yerine... Utandığım için çoğu kez yeni insanlarla tanışmayı tavırlarımla geri çevirirdim. Arkadaşlıklarımda 3. kişiye tahammül edemezdim, arkadaşlarımı çok kıskanırdım. Bunları yaparak ne kadar çok soyutlamışım kendimi aslında. Anladım ki hep seyirci olmuşum, hiç başrol olamamışım.

Arkadaşlarım beni aralarına almayacak diye korkardım. Onların ilgisini çekmek için her şeyimi paylaşırdım. Örneğin arkadaşlarım gitmesin diye ne isterlerse yaptığımı, bütün oyuncaklarımı paylaştığımı hatırlıyorum. Onlar kırardı, dökerdi, oyuncaklarımı bozardı ama ben yine de gitmedikleri için mutlu olurdum. Şimdi anlıyorum ki bunların hepsi güvensizlikten geliyor. Korku, güvensizlikten geliyor. Kendimi güvende hissetmediğim ortamlardan kaygılanırdım. Sevmediğim sınıflarda konuşmaktan çekinirdim. İnsanların düşüncelerinden korkardım en çok, hakkımda ne diyecekler? Bana gülecekler mi? Yoksa hiç mi umurlarında olmayacağım? Bunların ne kadar anlamsız olduğunu insan büyümeden anlayamıyor. Fakat dönüp baktığımda hep böyle kötü anılarla dolu bir çocukluk görüyorum ve bu beni bir hayli üzüyor.

Anlıyorum ki çocukluğumun kontrolü hep bu korkuların elindeymiş. Ben ipleri elime hiç elime alamamışım…

İşte tam da bu yüzden korkunun beni ele geçirmesine izin veremem. İnsan korku halindeyken; kendini kaybeder, panik olur, yalan üstüne yalan söyler. Korkudan kaçının; korku, yalan doğurur2. Kaçmak için her türlü yolu dener. Ve en sonunda yapayalnız kalır. Bunların çok yorucu olduğunu matematik öğretmenime “matematikten korkuyorum!” dediğim zaman anladım. 3. Kişiye tahammül edip, onunla da oynayabildiğim zaman ve en sevdiğim oyuncaklarıma zarar vereceklerinde “hayır, yapamazsın!” dediğim zaman anladım yani cesur davrandığımda…

Sonucunu bilmediğimiz durumlarda her şey gridir. İtiraf etmeden veya karşı koymadan da onun beyaz mı yoksa siyah mı olduğunu anlayamayız. Ama inanın ki siyah ve beyaz griden bin kat iyidir.


Yorumlar

  • irem biçer
    01.06.2020 02:57

    beni çok etkileyen bir yazı oldu Esin hanımın diline, kalemine sağlık :)

Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40