BBN Haber

İbrahim Arzuman

“İçimdeki fırtına ormanda diniyor!”

14.10.2020 00:01

Bazen gerekli olan tek şey, cesaretir..

“Fatma, sen çok cesur ve güçlü bir çocuksun!  Ata bindiğini farzet. Heyecanlanırsan, ellerinin ve ayaklarının tutmayacağını düşün.  Anladın mı?  Ani hareket etmek, çığlık atmak ve çırpınmak yok!

Lütfen korktuğunu ata hissettirme, bu çok tehlikeli! Bunları gözünün  önüne getir! Kendini, atın üstünde serbest bırak! Daha serbest, daha da serbest. Sadece, ayaklarını üzengiye sıkı bas! Hiç sıkma kendini! Rahat ol.. Hem bak, ben seninle birlikte atın yanında yürüyorum...”

Derken, “abi kolay gelsin” diyen ve aşinası olduğum bu sese yönelip başımı çevirdiğim an, kadim dostum ve kıymetli arkadaşım Erdal Kaya’nın sesinden ve bana bakışlarından anladım ki; Erdal’la atlarımızla birlikte ormanın derinliklerinde kaybolmak adına sözleştiğimiz aklıma geldi.

 - Hoş geldin Erdal.

O gelmeden atlarımızın koşum takımlarının hazır olduğunu gören Erdal, heyecanla “Hazır mıyız abi?” diye sorarken..

Ahmet ve Tunahan’dan aynı cümle “hazırız abi…”

-La havle...

-Aceleniz ne kardeşim!

O manidar mahcup bakışı ile “Abi içimde fırtınalar esiyor, içimdeki bu fırtına ancak orman da dinginleşir.

Abi biliyorum misafirin de var ama içimdeki bu isteği dizginleyemiyorum, çabuk ol lütfen!”

Hemen  kıymetli dostum Önder Keskin kardeşimin ağırbaşlı usta karakterli atı Yargıç’ı kendi ellerimle hazırladım.

Esasen kulüp kurallarımız gereği, Önder Bey’i arayıp etik olarak izin almam gerekiyordu ama Önder ile konuşmamız “ne zaman gerek duyarsan, teklifsiz at senindir” diyerek, atı üzerindeki tasarrufu bana bırakmıştı. Bu sebeple Önder Bey’e buradan şükranlarımı,saygılarımı sunuyorum.

Öte yandan camiada atını çoluk çocuktan bile kıskanan tip/tipler var mıdır  diye düşündüm bir an.

Sahiden var mıdır böyle insanlar? Bilmem sonuçta at yani!

Herneyse...

Kulübün önündeki yoldan araçla geçen ve hiç tanımadığım bir ailenin küçük şirinesi Fatma’nın, onlu yaşlarda konuşma engelli olduğunu duyduğum, gördüğüm ve hissettim o an...

Koskocaman gözleriyle heyecanla atlara bakan Fatma’ya seslenerek; küçük prensesi ata bindirelim dediğimde, şaşkınlıkla birbirine bakan anne ve babası güler yüz ve mütevazi bir sesle “olur elbette, çok seviniriz” dediler.

Atı gördüğü an da dokunmak, sevmek ve hatta binmek istediğini hissettiğim Fatma’nın keyfi yerindeydi. Söyleyemedi ama ben biliyordum. İşin ilginç kısmı sana ve diğer kız çocuklarımıza bahşedilen 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde o güzel gözlerinde mutluluğu görmek, dünyanın en güzel duygusu olsa gerek.

Beni duygulandırdın çocuk!

Buradan da sevgili kızım Rahime’nin gözlerinden öpüyorum. Günün kutlu olsun canım!

Seni çok seviyorum...

Fatma ile yaklaşık bir yarım saat ilgilendim ki yakın dostlarım iyi bilirler en keyif aldığım duygudur.

Hep keyif almışımdır down sendromu, spastik veya her türlü engelli kardeşlerimle konuşmak, sohbet etmek ve ilgilenmekten.

Bu gerçekten müthiş bir his....

Belki de kendime görev addediyorum onlarla ilgilenmeyi, ata bindirmeyi...

İtiraf ediyorum, bu benim en büyük keyif aldığım ve en iyi bildiğim işimdir!

“Riyadan gurur, kibir ve bencillikten Allah’a sığınırım”  ki o herkesin kalbini niyetini en iyi bilendir.

Hoş bil beni ey en iyi bilici. Hoş kıl beni en iyi kılıcı...

-Erdal, aziz kardeşim hadi ormana!

Sevgili okurlarım; esen kalın, saygıyla…


Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40

Altın & Döviz