BBN Haber

Dr. Ahmet Öztemel

Aslında sağlıkçılarhep böyleydi

20.05.2020 00:10
  • E-posta

Çocukluğumdan bir tekerleme “Saat dokuzu beş gece/ Atam Dolmabahçe’de/Gözlerini kapamış/ Doktor doktor kalksana/ Lambaları yaksana/ Atam elden gidiyor/Çaresine baksana”

Kim uydurdu, kaç nesil bunu dinleyerek büyüdü bilmiyorum ama hekime düşmanlık algısı oluşturduğu kesin. Düşünün Atamızı emanet ettiğimiz doktor lambaları kapatmış, perdeler de öyle, uykuda. Doktoru müdahaleye çağıran bekçi. Çocuklara özellikle yaramazlık yaptıklarında annelerden uyarıdır, “doktora götüreyim sana iğne yapsın!” Doktora ağlamadan giden bebek/çocuk var mıdır sanmıyorum. Önemli bir zat hastanelik olduğunda haber bültenlerinde sabit cümledir; mutlaka bir devlet yöneticisi talimat vermiştir, “gereken her şeyin yapılması için”. Buyurun olumsuz bir algı daha, birileri gerekenin yapılmasını söylemezse doktorlar yapmaz. Büyürsünüz bu sefer siyasetçiler başlar. Kenan Paşa çıkar “doktorları ağaca bağlayın, kaçmasınlar” buyurur; İmren Aykut’un “doktorlar paraya doymuyor” demişliği vardır, SSK Hastaneleri kendi bakanlığına bağlı olduğu dönemde; Yaşar Okuyan’ın gece yarısı SSK Hastaneleri acil servis baskınları hafızalardadır. Son Başbakanımız Binali Yıldırım’ın bir yurt gezisinde “…ilinde doktorlar hastalara kötü davranıyormuş, Sağlık Bakanımızı uyardım” demişliği vardır, böyle bir genelleme mümkün değildir oysa. Devlet büyüklerimizin tedavileri için yurtdışını seçmeleri de bir itibarsızlaştırmadır bence. 1988 yılında Turgut Özal Amerika’da göz ameliyatı olduğu günlerde Prof. Dr. Mehmet Haberal ülkemizde ilk karaciğer nakli ameliyatını gerçekleştiriyordu, Özal Amerika’da prostat ameliyatı olurken aynı ameliyat sadece tüm illerimizde değil bir çok ilçe hastanemizde yapılabilmekteydi. Yıllar içinde benim tanık olduklarım da var. Sağlık Bakanlığı döneminde Mehmet Aydın, “sağlığı işletmeciler yönetmeli, biz patates istihdamını sağlıyorsak sağlıkçı istihdamını da sağlarız” demişti. Sağlık sanki sadece istihdammış gibi. Kaymakamlık görevlisi bekçinin şikayet dilekçesiyle muhakkikliğini yaptığım bir soruşturmada gerçekten masum doktor ve hemşireyi aklamıştım raporumda ancak çok değerli bir valimiz, “16 kaymakamım, yüzlerce doktorum var, suçsuzsa ceza almasın ama kaymakamım istemiyorsa görev yerini değiştiririm” demişti, zamanın İl Sağlık Müdürümüze. Son olarak bir valimiz “yemek verdik, yatak verdik, doktorlar bize yük oldu” buyurmuştu Covid 19 pozitif meslektaşlarımıza. Alo 184 hattı sağlıkçılara mobing hattı gibi çalıştı yıllarca. Kimsenin hastanın veya yakınlarının hakkını aramasına gocunduğu yoktu ama bu öyle bir sistemdi ki her şikayeti haklı/haksız; yerli/yersiz ayrımı yapmadan savunma istemine dönüştürüyordu. Acil serviste veya başka bir klinikte acil hasta bakmaya giden hekim o sırada poliklinikte olmadığı için savunma da verdi, istediği tetkik veya antibiyotik tercihi uygun görülmeyen hastanın şikayeti için masumiyetini ispata da zorlandı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk göreve gelir gelmez Milli Eğitim Bakanlığına ait “Alo 147” hattını kapattırdı ancak Sağlıkçıya Zulüm Hattı 184 devrede olmaya devam ediyor. Derdimiz yersiz şikayetlerin asılsız şikayet sahibine bir yükümlülük getirmemesi yoksa kimse hasta hakkını aramasın demiyor. Kaybettiği hastasının acısını sağlıkçıdan çıkarmaya çalışan acılı insanlar, mazide kalmış bıçak parası/yatak parası kötü örnekleri de ekleyince sağlıkçılar özellikle de hekimlere maalesef olumsuz yaklaşımlar olageldi ve eskilerde daha yaygın olan hekime sevgi ve saygı kavramı aşındıkça aşındı; hekimler görev başında bir de saldırgan hasta yakınlarıyla uğraşır hale geldi.

Aile fertlerine virüs taşıma endişesiyle evlerinden uzak kalma hariç sağlıkçılar hep böyle vefakâr ve cefakâr çalışmaktaydılar zaten. Hastane enfeksiyonuna yakalanma veya eve mikrop taşıma kaygı ve riski hep mevcuttu. Bugün coronadan kaybettiğimiz sağlıkçılarımız var, geçmişte de Kırım Kongo kanamalı ateşli hastasından temasla kaybettiğimiz hekimler oldu. Mesai mefhumu hiçbir zaman olmadı sağlıkçılarda. Benzeri başka hiçbir ülkede görülemeyecek günde 100-120 hasta muayenesi, aralıksız 36 saat çalışmalar, ayda 15 hatta bazen 30 güne varan icap nöbetleri bu mesleğin rutinleridir. Mesai bitiminde bildirilen başka illere geçici görevler ertesi gün işe başlamayı emreder ve geride kalanlarınızın hayatını kolaylaştıracak tedbirler bile alınamadan yola düşülür. Riskli hasta olduğunda geceniz gündüzünüz hastanede geçer, şifaya aracılık ettiğinizde mutluluk; hastanızı kaybettiğinizde kahır hissedilir.

Sağlıkçılar tüm Dünyada ve ülkemizde en çok takdir edildikleri dönemi yaşıyor. Elbette lâyığıyla yapılan her meslek kutsaldır. Taltif edilmenin mutluluğunu yaşıyor sağlık çalışanları. Çuvaldızı sağlıkçılara batırıyor ve diliyorum ki bu takdir çalışma performansını artıracak, hekimler birbirlerini daha çok sevecek, deontolojiye daha çok uyacak. Hekim olduklarını unutan bazı idareciler de makamdan aldıkları gücü mobbing için kullanmayacak ve işbirliği artacak. Hastalar gösterdikleri bu sevginin karşılığını daha da fazla ilgi olarak görecek kuşkusuz. Olumlu motivasyon tüm sağlık sistemine yansıyacak eminim. Sağlığın öneminin iyice anlaşıldığı bu günlerden bir an önce kurtulmayı diliyorum. Sağlıkla kalın, mutlu kalın. Allah sağlıkçılarımızın gücünü artırsın, hastalarımız şifa bulsun. Saygıyla…

Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40