BBN Haber
03.07.2020 07:00

"Menfaat peşinde olmadık"

Rektörlük atamasındaki süreci, “Üniversitemizin rektör atanma sürecinde siyasetin çok belirleyici olduğunu düşünmüyorum” ifadeleriyle değerlendiren Selçuk Üniversitesi önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, “Biz hep millet ve devlet menfaati düsturu ile hareket ettik. Hiçbir zaman şahsi menfaatlerimizin peşinde koşmadık” dedi
"Menfaat peşinde olmadık"

Selçuk Üniversitesi önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin BBN Haber’e özel açıklamalarda bulundu. Görev süresi boyunca millet ve devlet menfaati düsturu ile hareket ettiğini kaydeden Şahin, seçimle gelen son rektörlerden birisi olarak üniversite içinde konuşlanan FETÖ yapılanması ile alakalı ciddi bir mücadele verdiğini söyledi. Şahin yaptığı açıklamada; “Biz yoğun bir FETÖ’cü kadronun olduğu bir üniversite devralmıştık. O günün yasal mevzuatı çerçevesinde FETÖ’yü üniversiteden tasfiye etme görevi bize verilmişti. Biz de vakit kaybetmeden bu alanda çalışmalara başladık. Görevimin ilk 20. gününde Selçuk Üniversitesi kampüsü içerisinde FETÖ’ye ait Mevlana Üniversitesi ile yapılmış olan tüm ortak eğitim programlarını senato kararıyla iptal ettik. Üniversitemizden 63 tane akademisyen ders vermek üzere Mevlana üniversitesinde görevlendirilmişti, bu görevlendirmelerin hepsini iptal ettim. Ayrıca söz konusu üniversiteye ait fakültelerin öğrencilerinin üniversitemiz bünyesinde uygulama eğitimi alması için yapılan protokolleri iptal ettim. Mevlana Üniversitesi’nin eğitim verdiği bina Selçuk Üniversitesi’ne aitti. Bu binanın tahliyesi için dava açtık. Göreve geldiğimiz andan itibaren sürecin sıkı takipçisi olduk” dedi.

15 TEMMUZ’A 2 AY KALA TEHDİT ETTİLER

26 Mayıs 2016 tarihinde Mevlana Üniversitesi rektörü ve mütevelli heyet başkanının kendisini ziyaret ettiğini söyleyen Şahin, ziyaretin aslında üstü kapalı bir mesaj olduğunu belirtti. Şahin, süreci şu şekilde aktardı; “Etkin bir biçimde Mevlana Üniversitesi ile ilgili üniversitemiz üzerindeki olumsuzlukları bertaraf etme sürecindeyken o üniversitenin rektörü ve mütevelli heyet başkanı ziyaretime geldiler ve kendilerince beni uyardılar. Olumsuz söylemlerde bulunmamamı, diğer bütün iptal ettiğim protokollerin hepsinin telafi edilebileceğini ancak üniversitenin kapanacağına dair bir kanaat ve imaj oluştuğu için akademisyenlerin üniversiteyi bıraktığını, öğrencilerin üniversiteyi terk ettiğini söylediler. Bu ziyaret için geldikleri tarih 26 Mayıs 2016’ydı. 15 Temmuz’dan tam 2 ay önce. Bu bir tehdit ziyaretiydi.  Biz gerekli cevabı vererek neyi nasıl yapacağımızı size soracak değiliz dedik. ‘Yarın bu yaptıklarınızın altında kalacaksınız, 6-8 ayda her şey tersine dönecek’ şeklinde ifadelerde bulundular. Sonrasında 15 Temmuz süreci yaşandı. Kanun Hükmünde kararnameler elimizi çok rahatlattı. FETÖ’nün üniversite üzerindeki hâkimiyetini kırma ve tasfiyesi konusunda ciddi adımlar attık. Bu süreçte birçok müdahalelerde bulunuldu ancak kimseyi dinlemedik. Belki de bu gün maruz kaldığımız muamelelerin temelinde ortaya koyduğumuz bu tavizsiz tutumumuzun etkisi vardır. O dönemde her şeyi kanun ve mevzuata uygun bir şekilde gerçekleştirdik. Komisyonlar oluşturuldu, kişilere savunma hakları verildi. Devletin ilgili kurum ve birimleriyle çok yakın iş birliği halinde çalışıldı. Bu kurumlardan gelen belgeler değerlendirilerek ihraçlar yapıldı.

230 CİVARINDA İHRAÇ OLDU

Sürecin ciddi bir şekilde yönetildiğini ve üniversitenin FETÖ ile etkin bir mücadele sergilediğini de kaydeden Şahin, “400’e yakın insan sorgulandı, soruşturmalar ve incelemeler yapıldı. O dönemde 206 civarında ihraç gerçekleşmişti. Ancak daha bu seneye kadar biz üniversitemizden FETÖ mensuplarının ihracına devam ettik. Toplamda 230 civarında ihraç gerçekleşti. Bu ihraçların 160 kadarı akademik personelden oluşmaktadır.  Geri kalanlar ise üst düzey yönetici ve idari personeldi. Bu arada bu kadar çok sayıda akademisyenin üniversiteden ihraç edilmesinin eğitim öğretime vereceği zararı dikkate alarak yaz döneminde hızlı bir şekilde yeni kadro oluşturma sürecine girildi. Çok şükür önemli ve ciddi bir olumsuzluk olmadan eksiklikleri tamamladık ve eğitim öğretime devam edebildik” dedi.

ÜNİVERSİTE YÜZDE 25’LİK BİR ARTIŞLA DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNE ÇIKTI

2016’da alan ağırlıklı atıf sıralamasında Selçuk Üniversitesi’nin dünya sıralamasındaki puanının 0,76 olduğunu aktaran Şahin 2017, 2018 ve 2019 yıllarında bu rakamın düzenli olarak artarak 1,09’a, yani dünya ortalamasının üstüne çıktığını kaydetti. Şahin, “Başarılarımız sürekli artış göstererek dünya ortalamasının da üzerine çıktı. Biz üniversiteyi aldığımız yerden yüzde 25’lik bir artışla iyi bir yere getirdik ve dünya ortalamasının üzerine çıkardık. Başarı oranımız düzenli olarak her yıl artış gösterdi” şeklinde konuştu.

“HİÇ BİR ZAMAN ÇIKAR VE MENFAAT PEŞİNDE OLMADIK”

Diğer faaliyetleri de değerlendiren Şahin, birçok alanda ilklere imza attıklarını anımsatarak şu açıklamalarda bulundu. “Benzer özelliklerde çok fakülte vardı. Bunların birleştirilmesi yoluna gittik. Eksik olan fakültelerden Eczacılık Fakültesi ve Eğitim Fakültesi’nin açılması, önem arz ediyordu. Bu fakültelerin kurulmasını ve açılmasını gerçekleştirdik. Daha önce kurulmasına karar verilmiş ancak açılmamış olan İslami İlimler Fakültesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Araştırma Uygulama Merkezlerimizi ülkemizin ihtiyaç duyduğu stratejik alanlarda çalışmalar yapmak üzere organize ettik. Neredeyse her alanda merkezler kurarak önemli tesislerimizi üniversitemize kazandırdık. Akademisyen kadrolarını gençleştirdik. Belli kriterlere uygun yeni akademisyen alımları yaptık. Elimizden geldiği kadar üniversitemizi daha ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdürdük. Biz bu çalışmalarımız esnasında ne kendimiz için menfaat ve çıkar peşinde koştuk ne de birilerine çıkar sağlama ve yaranma gayesinde olduk. Tüm amacımız Sayın Cumhurbaşkanımızın gösterdiği hedefler doğrultusunda üniversitemizi hem ulusal düzeyde hem de uluslararası düzeyde yarışır bir kurum haline getirmeyi hedefledik.”

“SİYASETİN BELİRLEYİCİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”

Atama sürecini de BBN Haber okuyucuları için değerlendiren Şahin, “Daha önce rektörler seçimle göreve geliyordu ve seçimin taşıdığı bazı riskleri vardı. Seçim sürecinde rektör adayları belli propaganda çalışmaları yapıyorlar ve üniversitelerde kamplaşmalar oluyordu. Atanan rektör kendisine oy vermeyen insanlara karşı olumsuz bir tavır içerisinde oluyordu. Ayrıca her seçimden önceki 1 yıl seçim faaliyetleriyle geçiyor ve tüm akademik faaliyetler neredeyse duruyordu. Bunun yanı sıra rektörler oy alabilmek için popülist yaklaşımlar ortaya koyabiliyorlardı. Tüm bunlar dikkate alındığında seçimin dezavantajları vardı.  Üniversitelerin bu olumsuzluklardan kurtarılması yönünde kanaatler oluştu ve rektörlerin atamayla göreve getirilmesi uygulamasına geçildi. Bizim atanma sürecimiz 13 Ocak 2020 tarihi idariyle doldu. 2. dönem için de aday oldum ve benimle birlikte toplam 34 kişi rektörlüğe adaylığını açıkladı.  Rektörlük atanma sürecinde gerek siyaset gerek sivil tolum kuruluşları ve gerekse akademisyenler kanaatlerini beyan edebilirler. Bundan daha doğal bir şey olamaz.  Ben bizim üniversitemizin rektör atanma sürecinde siyasetin çok belirleyici olduğunu düşünmüyorum. Vekillerimizin büyük çoğunluğu büyük bir nezaket ve özenle sürecin dışında kaldılar. Sayın Cumhurbaşkanımız kendisine gelen bilgi ve verileri değerlendirerek böyle bir karar verdi. Cumhurbaşkanımızın takdirlerinin başımızın üstünde yeri var. Belki bizi bir süreliğine dinlenmeye aldı. Elbette hatalarımız ve kusurlarımız olmuştur, ancak her icraatımızda ve kararımızda temel olarak devlet ve milletin menfaatini düşündük. Bu konularda içimiz rahat. Benim için rektörlük atanma süreci bitmiştir, görev yaptığımız dönemde bireysel hak ve özgürlükleri hep en önde tuttum, gruplardan ve organize yapılardan uzak durdum. Bu dönemde kalbini kırdığım, gönlünü incittiğim insanlar olabilir onlardan haklarını helal etmelerini istirham ediyorum.” ifadelerine yer verdi ve “Artık kliniğimde hastalarımla, öğrencilerimle ilgileneceğim, araştırmalarıma devam edeceğim ve daha önce geliştirip patentini aldığım cerrahi ürünlerin üretilip camiaya kazandırılması için çalışacağım.” diyerek sözlerini tamamladı.

Prof. Dr. Mustafa Şahin’in akademik başarıları

BİLİMSEL ÇALIŞMALARI

113 adet Uluslararası Dergilerde Yayımlanmış Makale

126 adet Ulusal Dergilerde Yayımlanmış Makale

11 adet Kitap Bölümü Çevirisi

5 adet Kitap Bölümü Yazarlığı (birisi İngilizce)

118 adet Uluslararası Kongrelerde Sunulmuş Bildiri

137 adet Ulusal Kongrelerde Sunulmuş Bildiri

86 yayına 1689 atıf

H indexi 24

15 kez Doçentlik Jüri Üyeliği

4 kez Sağlık Bakanlığı Şef-Şef Yardımcılığı Atanması Jüri Üyeliği

22 kez Uzmanlık Jüri Üyeliği

1 kez Doktora Jüri üyeliği

4 kez Uzmanlık Tez Danışmanlığı

1 kez Yüksek Lisans Tez Danışmanlığı

 

TÜBİTAK PROJE DEĞERLENDİRME KOMİSYON ÜYELİKLERİ

OSYM Komisyon Üyelikleri

Türk Cerrahi Dergisi Baş Editörü, 2016-2018

Çok sayıda Ulusal ve Uluslararası Dergide Yayın Kurulu üyeliği ve Hakemlik

Çeşitli Ulusal ve Uluslararası Kongrelerde Panelistlik ve Oturum Başkanlıkları

Avicenna Bilim Topluluğu Kurucu Akademik Danışmanı

 

ALDIĞI PATENTLER

4 adet Uluslararası Patent (3’ü buluş, 1’i faydalı model)

 

ALDIĞI ÖDÜLLER

Avrupa Cerrahi Araştırmalar Derneği (European Society for Surgical Research) Cerrahi Onur Ödülü

Bilimsel Organizasyonlar

40. Avrupa Cerrahi Derneği Kongresi, Başkan, Konya, 25-28 Mayıs 2005

Deneysel Cerrahi Kursu, Başkan, Konya, 24 Mayıs 2005

Yara Bakımı Kursu, Başkan, Konya, 25 Mayıs 2005

Türk Cerrahi Derneği Bölgesel Kongresi, Kongre Sekreteri, Konya, 22-24 Mayıs 2007

Türk Cerrahi Derneği Tez Hazırlama Kursu (Planlamadan – Raporlamaya), Moderatör, Ankara, 10 Aralık 2009

Türk Cerrahi Derneği Bilimsel Araştırmalarda Veri Kaydı, Görsel Dokümentasyon ve Etkili Sunum Kursu, Moderatör, Ankara, 8 Aralık 2011

*Bir bilim insanının veya bilginin yayınlarının üretkenliğini ve atıf etkisini ölçmek anlamına gelen H indexi 24 olan Prof. Dr. Şahin, Tüm Avrupa, ABD ve Gelişmiş ülkelerde tescil ettirdiği ürünleri ile ilgili olarak Çin’den onaylanan yeni patentlerinin de müjdesini ilk kez okurlarımızla paylaştı.  Ayşegül Ertul

Etiketler:

İlgili Haberler

Yorumlar

  • Hasan Durmuş
    06.07.2020 01:11

    Eski rektör günah çıkartıyor. Sırf kendini kurtarmak için hiçbir araştırma yapmadan eline tutuşturulan listedeki 600 kişiyi paldır küldür açığa aldı. Sonra bunun 200'ünü ihraç edip, 400'ünü görevine iade etti. İhraç ettiklerinden birçoğu da görevine geri döndü. Bu insanlar birçok sıkıntı çekti ve hala çekmeye de devam ediyor. Üniversitedeki her dönemin adamlarıyla birlikte olup, muhafazakar öğretim elamanlarını tasfiye etti. YAZIKLAR OLSUN.

  • Ahmet Keleş
    03.07.2020 10:57

    Yerseniz diyorsun hocam...

  • alexx
    03.07.2020 08:52

    ben sayın eski rektör gibi düşünmüyorum. Kişisel menfaatlerden son derece öndeydi. kendisi olmasa bile çevresindekilerin olduğunu düşünüyorum. yeniden atamanın büyük hata olacağını düşünüyordum. devlet sağlıklı bir karar aldı. inş yeni rektör çarçakala göz yummaz.

Yorum Yaz - Yorumlarınız editör onayından sonra yayınlanacaktır

Bizi Takip Edin

Namaz Vakitleri

KONYA

05.02.2020
İmsak 05:00
Güneş 07:50
Öğle 13:05
İkindi 16:04
Akşam 18:22
Yatsı 19:40